İnceleme: One More Dungeon

İnceleme: One More Dungeon


Çıkalı uzun zaman geçmesine rağmen Switch’in taşınabilir olmasından faydalanan pek fazla oyun olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok “konsol kalitesindeki oyunları istediğiniz yerde oynayın” sloganıyla yürüyor yapımcılar. Taşınabilir özellikten yararlanan oyunlar da genelde Joyconların ayrılıp bir set ile iki kişinin oynaması üzerine kurulu. Şöyle kısa süreli oynayıp kapatabileceğiniz oyunların sayısının artması gerekiyor açıkçası. Neyse ki One More Dungeon bu sınıftaki oyunlardan biri.

Oyunumuz birinci kişi bakış açısıyla oynanan bir rougelike. Amaç kısaca her seferinde rastgele oluşturulan zindanın bütün katlarından sağ çıkmak. Bunun için yine rastgele seçilen bir asa ve bir bıçak veriliyor. Uzaktan büyü ile saldırıp oyunu FPS oynar gibi oynamak çok daha rahat ve kolay ancak büyüleri kristaller sayesinde yapabiliyorsunuz ve bu kristaller limitli. O nedenle bir rougelike oyununa yakışır şekilde kaynaklara dikkat ederek ilerlemek gerekiyor. Zindanın içindeki tehlikeli gezinizi sürdürürken elinizdekilere göre daha güçlü silahlara ve farklı elementlerden asalara denk gelebiliyorsunuz. Bu yeni silahları gizli geçitlerden, silahların yığıldığı alanlardan ve hatta şanslıysanız zindana açılmış dükkandan bulabilmeniz mümkün. Silahların haricinde çeşitli iksir, yüzük gibi eşyalar da bulabiliyorsunuz. Oyunda toplamda seksenden fazla eşya bulunuyor.

Diyelim ki işler istediğiniz gibi gitmedi ve ölüverdiniz. Ne yazık ki yolculuğunuz orada son buluyor ve oyuna en başından başlamak zorunda kalıyorsunuz. Zaten oyunun yapısı da bu özellik üzerine kurulu ve sizden sürekli tekrar oynamanızı istiyor. Her oynayışınızın sonunda aldığınız puanları biriktiriyor ve bu puanlarla oyunu modifiye edecek şeyler alabiliyorsunuz. Bu modların arasında bütün düşmanları canının yarısıyla başlatmak, kendinize fazladan can vermek, daha fazla kristalle oyuna başlamak, daha geniş haritalar gibi seçenekler var ancak aldığınız modlardan sadece ikisini seçebiliyorsunuz.

Level dizaynları iki kişiyle yapılmış bir indie rougelike oyuna göre çok iyi. Koskoca bir takımla yapılan oyunlarda bile birçok defa sonraki kata giden merdivenler bir sonraki odada, hatta oyuna başladığınız odada bulunabilirken defalarca sıfırdan başlattığım oyunda bir defa bile böyle bir durumla karşılaşmadım. Aksine her seferinde sonraki kata gidebilmek için uzunca bir yol gitmem gerekti. Ayrıca kolay bir oyun da değil. Can az ve yaratıklar köşeyi döndüğünüzde veya bir koridordan çıkar çıkmaz saldırabiliyorlar. 8 hp ile başladınız diyelim, koridordan çıktıktan sonra iki canavarın size atlaması zaten en az 2 hp demek. Hal böyle olunca da eğer ciddi ciddi ilerlemeye niyetiniz varsa oyun bir yandan da hayatta kalma oyununa dönüşebiliyor. Yaratıklarla ilgili iyi mi kötü mü olduğuna karar veremediğim detaylardan biri de leşlerinin kaybolmaması. Oyundaki detaylar açısından iyi ama aynı koridordan tekrar geçerken uzaktan canlı olup olmamalarının tam anlaşılmaması yüzünden kristal harcamak zorunda kalmak o kadar da iyi değil aslında.

Ne yalan söyleyeyim, oyuna Minecraft hastası küçük çocukların üzerinden para kazanmak için yapıldığını düşünerek başlamıştım. One More Dungeon baştaki bu önyargımı tam olarak kıramasa da kendi kulvarındaki oyunların arasında iyi bir oyun olduğunu birkaç oynayıştan sonra gösterebiliyor. Switch’de ufak periyotlarla oynayabileceğiniz casual oyun açlığı çekiyorsanız bir şans verebilirsiniz.

6/10

Fiyat: £6.99/$7.99

Yapımcı: Stately Snail

Yayıncı: Ratalaika Games

İnceleme kopyası için Ratalaika Games’e teşekkürler.