İnceleme: Steamworld Dig

İnceleme: Steamworld Dig


Switch’de eski yeni dinlemeden indie oyunların arka arkaya gelen başarı öyküleri her gün daha çok yapımcıyı bu platforma çekiyor. Muhtemelen ömrünün sonuna geldiğinde Switch en kaliteli indie oyunların toplandığı konsollardan biri olarak anılacak. Bu oyunlardan biri de devam oyunundan yaklaşık dört ay sonra Switch’e port edilen Steamworld Dig.

Multiplatform olmadan önce 7 Ağustos 2013 tarihinde 3DS eshop için çıkan oyunumuzun konusu şöyle: Rustletown’daki amcasına giden steambot Rusty, madene düştükten sonra amcasının madeni kendisine miras bıraktığını fark eder. Madenle birlikte amcasının kazmasını da alır ve üç nüfuslu köyün madeninde kazıya başlar. Amcası nasıl öldü (su kaynatmıştır belki diyeceğim olmayacak), neden madeni satıp parasını yemek yerine madenci olmaya karar verdi bilinmez, ancak bu madende hiç beklemediği şeylerle karşılaşacağı kesindir.

Oyunun büyük bölümünü yaptığınız kazı çalışmaları oluşturuyor. Aşağıya doğru tünel kazarken yolda bulduğunuz değerli madenleri yüzeye çıkıp satıyorsunuz. Maden sattıkça karakterinizi geliştirmek için yeni özellikler açılıyor, kazandığınız parayı da buraya harcıyorsunuz. Kazarken fenerinizin etrafı daha ne kadar aydınlatabileceğine, cebinizde daha kaç tane madene yer kaldığına ve su haznenize dikkat etmeniz gerekiyor. En başta göremeyeceğiniz su miktarı, kazdıkça bulduğunuz yeteneklerden biri. Bu yeteneğin sayesinde normalden daha yükseğe zıplayabiliyorsunuz.

Madeni keşfederken yalnız değilsiniz. Siz kazdıkça değerli taşlarla beraber türlü türlü mahlukat da ortaya çıkıyor. Başlarda oldukça kolay olsa da ilerledikçe hangi özellikleri geliştirdiğinize bağlı olarak dikkatli olmanız gerekiyor. Dikkat demişken, aşağı doğru tünel kazarken her zaman “bu inişin bir de çıkışı olmalı” diye düşünmelisiniz. Aksi takdirde geri yukarı çıkamıyorsunuz, başka seçenek kalmayınca da kendinizi patlatmanız gerekiyor. Kısaca oyunun genel formülü “kazabildiğin kadar kaz, bu arada toplayabildiğin kadar topla, yukarı çıkıp topladıklarını sat, kendini geliştir, tekrar kazmaya başla”.

Neyse ki oyun sadece tünel kazıp ışık söndükçe veya cebimiz doldukça yüzeye çıkmaktan ibaret değil. Kazarken karşınıza çeşitli odalar çıkacak. Bu odaları basit görevler içeren zindanlar olarak düşünebilirsiniz. Zindanların bazıları yeni özelliklerinizi test etmeye yararken bazıları da tamamlamayı başarabildiğinizde sizi güçlendiriyor, böylelikle siz de sonraki macera için hazır hale geliyorsunuz.

Tamamen keşif üzerine kurulu ve keşfetmeye iten bir yapısı olsa da Steamworld Dig “Metroidvania” türünün güçlü örneklerine kafa tutabilecek kadar harika değil. Oyun ne yazık ki kendini gereğinden fazla tekrar ediyor, keşif yapmak için aslında bir zorunluluğunuz yok (üstelik ana görevlerde nereye gideceğimiz haritada gösteriliyor) ve aksiyon yönünden çok hafif. Yine de bir şekilde oyuncuyu başında tutmayı başarabiliyor. Tabii bu noktada oyunun 2013 yılında 3DS eshop için çıkmış küçük çaplı bir oyun olduğu gerçeğini unutmamamız gerekiyor. Bu açıdan baktığımızda elimizde keşif tabanlı, madenciliği western ve steampunk öğeleriyle harmanlayan ilginç bir yapım var. İncelemesi de sitemizde bulunan ikinci oyunu Switch eshop’ında görüp “acaba bu neyin nesi” diye düşündüyseniz, seriyi merak ediyor ama ikinci oyundan dalmak istemiyorsanız, el konsolu modunda oynanacak oyun lazımsa buradan başlangıç yapabilirsiniz, Steamworld sizi pişman ettirmeyecektir.

Puan: 7.5/10

Fiyat: $9.99/£8.99

İnceleme kopyası için Image&Form Games’e teşekkürler.