BlazBlue Cross Tag Battle : İnceleme

BlazBlue Cross Tag Battle : İnceleme


Bir süre önce demo olarak deneyimlediğim oyunun, geç de olsa full versiyonu elimize ulaştı ve hemen kolları sıvadım.

Geleneklere uygun olarak 2008’de Japonya’da Guilty Gear’ın mirası olarak lansman yapan seriyi 6 ay sonra PS3’te görür görmez çok sevinmiştim. O sıralar SFIV’de fırtınalar kopuyor, hardcore dövüş oyunlarının sonu geldiği düşünülüyordu. Calamity Trigger muhteşem bir başlangıçtı ve 2 sene boyunca hiç dengeleme güncellemesi almadı.Ana serinin Nintendo ile buluşması Wii, WiiU’yu pas geçip sadece Continuum Shift II ile 3DS’e geldi. El konsolunda 2D dövüş oynamak ne kadar iç açıcı olabilir bilemem ama aslında bu casual diye tabir edilen oyuncu kitlesine bir göz kırpmaydı. “Hikaye tam size göre, karakterler de görmek istediğiniz gibi. Takılın işte…”

Aslında SpinOff kabul edilen 2 oyunu DSiWare ‘de (adını bile unuttuğum Battle Royal tarzı bir şeydi) görmüştük.Tatsunoko vs Capcom ve Guilty Gear dışında özgün bir dövüşle Switch’e kadar karşılamamış olmak bir Nintendocu için üzücüydü derke nihayet Cross Tag Battle PS4 ve Switch için duyuruldu. Ana seriden olmayan bir Spinoff olsa da 2D geleneksel grafikli bir dövüş oyununa kavuşmak güzel. CrossOver tag sistemiyle bizi karşılayan oyun BlazBlue ağırlıklı olsa da içerisinde Persona 4, Undernight in Birth ve RWBY’den karakterler içeriyor. Tüm karakterlerin birbirleriyle olan hikayelerinin detaylı olarak ele alındığını söylemem. Neden bir aradalar? Sorusunun pek cevabı yok. Bu açıdan Anime-Manga kültürünü seven arkadaşların bu çapraz çarpışmaları çok beğeneceğini  düşünmüyorum. Story Mode bu konuda yeterli gibi olabilir ama maalesef oyunda ARCADE MODE yok! Bunu çok büyük bir eksiklik olarak görüyorum ki Street Fighter V’e tutunamama sebebimdir. Sağlam bir yapay zekayla, gerçekten yetenek isteyen zorlukta bir

Arcade Mode gerekirdi. Çünkü oyun hem pro hem casual oyunculara hitap ettiği söylenerek pazarlanıyor. Ve bence bu doğru olmayan bir söylem! Sadece bir mod eksikliği için yazmıyorum bunu. Oyun içi kontroller için de aynı şeyi düşünüyorum. 2D sistemli bir dövüş oyununda bu denli basit kontroller rahatsız edici. Karakterler bu kadar özenle hazırlanmışken harikalar yaratılabilirdi. Asist modu, özel ataklar dışında çok hızlı devreye giriyor ve bizi bekleten, dolması gereken bir bar yok. Bu ekranda çok fazla karmaşaya yol açıyor. Ve asistler defansta da kombo kesebiliyor. Bu karışıklıktan kurtulmak için tek tuşa 7-8 tekrar basarak kombo yapmak oyunun derinliğini azaltıyor. Özel saldırılarda kullanılan yan tuşları gayet kolay bunu taktir ediyorum ki Marvel vs. Capcom gibi Cross serilerde bu artık standart bir halde. Ama şu oyunu L,M,P düzeninde oynamak çok daha keyif verirdi. Bu şekilde Pro Kontroller ve ya Fight Stick gibi ekipmanlara gerek duymadan el modunda bile oyunu rahatça oynamanız aslında bir avantaj. Yeni nesil oyuncular için böylesi daha makul diye düşünüyorum. Oyunu hem Arcade Stick hem de Joycon el modunda denedim. Oyunda ilginç bir arayüz var. DragonBall tarzını hatırlatan bu arayüz aslında gayet eğlenceli görünüyor ama uzun vadede süre olarak sıkıcı olabilir. Bu yüzden direk menüye girip bunlardan sıyrılabiliyoruz.

Online Mode ‘da ise lobiler yine bu arayüzle geliyor. Sıkıcı listelerdense bunu tercih ederim şahsen. Dövüşen kişileri bir platform üzerinde isimleriyle görebiliyoruz.PS4 kullanıcıları online modu daha başarılı bulmuş. Ben Switch’te çok eksik göremedim. Street Fighter faciasından sonra neredeyse sıfır lag ile oynadığımı belirtmek isterim. Bir hata ile karşılaşmadım. Kablosuz bağlantıda bile sorun yaşamadım fakat ben oynarken oyunda sadece geliştiriciler ve inceleme yapan bir avuç ekip vardı. Kalabalıkta bu ne olur bilemem.

Hardcore bir dövüş oyunu ruhu taşısaydı daha uzun yazabilirdim. Karakter mekaniklerinin bu kadar harika olması bende bu beklentiyi doğurdu. Genelde herkese hitap eden dövüş oyunları çoğunlukla animasyon içerir. Bu kolaya kaçmaktır. BlazBlue’da bu durum yok bu konuda gayet başarılı. Oynadığınız kitleye göre oyunun basitliğini kendiniz ayarlayabilirsiniz. Puan sistemiyle bunu sağlamak sizin elinize kalacaktır. Bu kadar olumsuz şey yazdığım halde yinede Xenoverse yerine böylesine oyunları tercih ederim. Müzikler ve ses efektleri sıradan bir dövüş oyununa göre gayet yukarıda. Oyun fiyatı zaten 50 Dolar civarında olduğu için gelecek DLC’lerden bahsetmedim. Sizi DLC alacak kadar bağlar mı bilemem. Bunu ilerde göreceğiz.

*Oyun içinde kullanım klavuzu yok ama QR kod ile erişebiliyorsunuz. Detaylıca incelemek isteyenler için son fotoğrafta ekledim. 

Genel puanım: 8 / 10

Herkese iyi oyunlar.

Yunus Emre - Nintendocu.com