İnceleme: The Lost Child

İnceleme: The Lost Child


Birçok konuda kullanıcıları memnun eden Switch’in hala RPG konusunda büyük eksiklikleri var. Duyurulan oyunlarla bu boşluk biraz dolacak gibi olsa da beklemeyi sevmeyenlerin oyalanabilecekleri oyunlar gerekiyor. The Lost Child da RPG açlığı çekiyorsanız deneyebileceğiniz oyunlardan biri.

Temasından mı yoksa seriye kendine has bir evren kurmak istediklerinden mi bilinmez, oyunumuz 2011 yapımı PS3/X360 için çıkmış aksiyon oyunu El Shaddai’nin yan oyunu. Günümüzde geçen hikaye Tokyo’da başlıyor. Doğaüstü olayların işlendiği bir dergide muhabir olarak çalışan genç gazeteci Hayato, Tokyo metrosunda git gide artan intihar vakalarını araştırırken kendisi de birden görünmez bir şeyler tarafından raylara itiliyor. Bir kız tarafından kurtarılan Hayato, kurtarıcısının ona bir çanta verip gözden kaybolmasıyla şimdiye kadar araştırdıklarından daha garip olaylara yelken açacaktır. Ofisine döndükten sonra onu gelen bir ziyaretçi kendisinin bir melek, onun da seçilmiş kişi olduğunu söyler. Aldığı garip çantanın içinde ise kötü ruhları hapseden silah Gangour vardır.

Bahsedilen kötü ruhlar çeşitli kültürlerin mitlerinden, efsanelerinden ve dinlerinden yaratıklar. Düşmanınız olarak karşınıza çıkan yaratıkları yakalayarak kendi takımınıza katabiliyorsunuz. Savaşlarda yukarıda bir bar siz saldırdıkça her tur doluyor. Bu ne kadar doluysa silahınızı kullandığınız zaman düşman yaratığı yakalama şansınız o kadar çok artıyor. Olur da taşarsa sıfırlanıyor ve en baştan doldurmak zorunda kalıyorsunuz.

Oyun birinci kişi bakış açısıyla oynanan bir dungeon RPG ancak visual novel olabilecek kadar çok konuşma içeriyor. Zindanlara girmeden önce gazeteden iş alıp ilgili olayı araştırmaya koyuluyorsunuz. Olayın geçtiği yerin yerel halkını sorguya çekip bilgi topladıktan sonra ise zindan açılıyor ve işin RPG kısmı başlıyor. Diyaloglar sırasında sizlere de sorular soruluyor ve verdiğiniz cevaplara göre iyi ya da kötü karma topluyorsunuz. Topladığınız karma yaratıklarınıza level atlatmak için kullanılırken, Hayato ve meleğiniz Lua topladığınız exp. sayesinde level atlıyor. Bu iki karakteri geliştirirken her level sonrasında gelen puanları karakterlerin istediğiniz özelliğine kendiniz dağıtıyorsunuz. Yaratıkların seviyeleri sınıra ulaşınca daha fazla geliştirmek isterseniz belirli eşyalarla evrim geçirtmeniz gerekiyor. Bunun haricinde bir yaratıkta olan saldırıyı listedeki saldırılardan birini tamamen silerek diğerine aktarabilmek de mümkün.

Zindanların pek de can sıkmayan bir yapısı var. Dungeon RPGlerin en önemli özelliği adından da anlaşılacağı üzere zindanların tasarımı. Çok dar bir kesime hitap eden türün aslında geniş kitlelere hitap edememesinin sebeplerinden de biri ayrıca. Ne çok basit, ne de çok zor zindanlardan oluşan oyunun karşınıza düşman çıkarma olasılığı da dikkatlice ayarlanmış. Zindanlardaki en ilginç mekanik sandık açarken karşınıza çıkıyor. Bulduğunuz sandıkları açmaya çalışırsanız rastgele tuzak veya eşya çıkma ihtimali artıyor. Eşya çıkması için gereken kısım dolarsa iş tamam, tuzak çıkarsa cezanızı aldıktan sonra tekrar eşya için deneyebiliyorsunuz. Tek negatif nokta iç mekanlardaki grafikler. El konsolları için idare eder grafiklerde olsa da, Switch’in sıradan bir el konsolu olmadığını ve multiplatform bir oyun oynadığımızı göz önünde bulundurursak iç mekan tasarımları pek bu jenerasyona yakışmıyor.

Bilinen yaratık yakalama oyunlarını harmanlayıp üzerine biraz da yeni şeyler ekleyip üzerine VN kırıntıları dökerek eski kafalı RPGcilerin oynadığı bir alt türe yediren The Lost Child size belki bir SMT derinliği veremez ancak RPG açlığınızı büyük ölçüde giderebilir bir yapım olmuş.

Puan: 7/10

İncleme kodu için NISA Europe’a teşekkürler.

Oyunun ilk 40 dakikası için:

Canlı yayınımızdan detaylı tanıtım videosu için;