İnceleme: Jack n’ Jill DX

İnceleme: Jack n’ Jill DX


Jack n’ Jill DX, daha önce akıllı telefonlar için çıkmıştı. Bundan haberi olmayanlar veya tekrar oynamak isteyenler için harika bir fırsat olarak oyun Nintendo Switch için tekrar çıkarıldı. Oyunun görsel cazibesi ve iyi tasarlanmış bölümleri özellikle Game Boy grafiklerini seven oyuncuları çekiyor. Ayrıca tek tuş oynanışa sahip, sadece zıplama var. Yönlendirmek bile yok, duvarın sonuna kadar sekip geri dönüyorsunuz. Görsel olarak baktığımızda farklı renk filtreleri seçebiliyorsunuz. Çeşitli unlockable özellikler ve geliştirmeler var.

Oyun boyunca harcamanız için para kazanıyorsunuz ve bunları bazı şeyleri açmak için kullanıyorsunuz. Ana oyun dışında çok sayıda mini oyun açılıyor. Switch’in televizyon modu olduğunu düşündüğümüzde, oyunu TV’de oynamayı pek tavsiye etmediğimi söylemem gerekiyor. Bu kesinlikle mobil zaman geçirilmesi gereken bir oyun.

Oyunda 140 farklı bölüm var. Açıkçası Super Mario Run oynuyormuş hissi veriyor. Oynanış basitliğinden ötürü çabuk alışıyorsunuz. Her ne kadar kısıtlayıcı bir oynanışa sahip olsa da çekici havasını korumayı başarıyor. Basit doğası, kolay platform öğeleri, kısa süren bölümler tam çerezlik hava katıyor. Bölümden bölüme ilerledikçe duvardan duvara sekme, yüksek zıplama, koşma hızını artırma gibi çeşitli yeteneklere kavuşuyorsunuz.

Zaman içinde alternatif rotalar yaratabiliyorsunuz. Oyunda toplamda 7 dünya var ve her dünyada farklı temalar karşınıza çıkıyor. Kısa sürede karar vermeniz gereken durumlar maalesef çok seçenekli değil. Mesela bir yaratıkla karşılaştığınızda üzerinden zıplamak veya onun üzerine zıplayarak öldürmek gibi kısır ve basit kararlar vermeniz gerekiyor.

El çabukluğu ve platform becerisi oyundaki yegane olay. 8-bit Game Boy havasını korumak için pek çok şeyden feragat edilmiş. Bu kimine göre harika bir durumken kimi bunu yavan bulabilir. Görsel estetik ne kadar oyunun kurtarıcısı olsa da oynanıştaki derinlik pek tatmin edici değil.

Oyun neredeyse tüm platformlara çıkmış. Switch, PS Vita, PS4, Xbox One ve Steam’den ulaşılabilir durumda. Switch’in taşınabilir modu olması oyunun Switch’te tercih edilme şansını yükseltebilir. Oyunun tüm olayı A noktasından B noktasına ulaşmak (karakterin sevgilisine ulaşmak da denilebilir). Çukurlardan kaçmak, sivri platformlardan zıplamak, duvarlardan sekerek yükselmek, zaman zaman hızlanmak, geri dönmek zorunda kalmak gibi aksiyonlar içinde bölümden bölüme koşturuyorsunuz. Power-up’lar belirli bir zaman ile sınırlı olacak şekilde ayarlanmış. İksir şişesi aldığınız zaman düşmanların üzerine zıplamadan sadece dokunarak öldürme yeteneği kazanıyorsunuz. Uygun kanatlardan bulabilirseniz oyun Flappy Bird havasına bürünebiliyor. Kontroller çok ama çok basit.

İnceleme boyunca oyunun ne kadar basit olduğundan bahsetmiş olsam da, bazı bölümleri geçmek için 5-10 defa denemek zorunda kaldığımı itiraf etmeliyim. Oyunun oyuncuya kazandırdığı mücadele hissinin hakkını vermek lazım. Bölümler kısa olduğu için check-point mantığı yok ve her öldüğünüzde düştüğünüzde bölümün en başından başlıyorsunuz.

ARTILAR

  • Çekici Gameboy ve 8-Bit teması
  • Basit oynanış yapısı
  • Tekrar tekrar oynama hissi uyandırabilmesi

EKSİLER

  • Zayıf bölüm tasarımları
  • Rahatsız edici bazı ses efektleri
  • Fazla derin olmayan geliştirme seçenekleri

PUAN: 8/10

Oyunu bize ulaştırdığı için Ratalaika Games'e teşekkürler