Wulverblade İnceleme!

Wulverblade İnceleme!


2010 yılında EA Shank'ı PSN için yayınladığında çok heyecanlanmıştım. Modern grafiklere sahip bir beat em up konsolda çok çekici gelmişti. Daha sonra  oynadığım hiç bir yapımın onun kadar keyif verdiğini söyleyemem. DS'te çok iyi beat em up' lar oynadık ama arcade havasını alabildiğim bir  yapımla karşılaşmadım. Tam bu türden umudu kesmişken o geldi; Wulverblade! 
Hikaye, derinlik, görüntü, fiziksel yapı... Nereden başlasam bilemiyorum.  Press Key geldiğinde böyle bir oyun beklemiyordum açıkçası. Belki Switch'te ahım
şahım bir indie göremediğim için olabilir. 

Modern retro oyunlarda 90'lar keyfini alamıyor olmamızın sebepleri yapmacık karakterler, ruhsuz dizaynlar ve basit mekanikler gibi şeyler oluyor.  Wulverblade kendi dünyasını yaratarak en başından bu olumuszulukları çoktan tekmelediğini göstermiş! Eski Arcade ilerlemeli oyunların klişelerini daha  derli toplu ve döneme sadık kalarak hazırlamış. Şu oyunu sadece  16 bit grafiklerle zamanında Cadillacs and Dinasours'un yanında görsek yadırgamazdık. 

Roma ordusunun Britanya'nın doğusundan başladığı işgali kuzeye kadar ilerletme isteği ana karakterimiz Caradoc'un silahı eline almasıyla kanlı bir muharebeye dönüşüyor. Hikaye oldukça zengin. Ara videolar hiç sıkıcı değil ve SESLENDİRME mevcut!  Evet, bir oyunu Nintendo üzerinde oynuyorsanız bu önemli bir olaya dönüşüyor.
Seslendirme öyle yavan falan değil. Baya atmosferi hissettiriyor. 

 


 
3 efsane karakterimiz'den Caradoc dengeli,
Brennus kuvvetli ama yavaş,
Guinevere ise son derece hızlı ama daha zayıf. 
Caradoc ile daha çok oynadım ama her karakterin ayrı bir tadı var. 
2P oynayacaklar için Caradoc + Brennus ikilisini öneriyorum.  Ana silahlarımız kılıç, otomatik kombolarımız var ama yön tuşlarıyla biraz daha çeşitli hale getirebiliyoruz. İlerledikçe daha kuvvetli yan silahlar elde edip kombolara dahil edebiliyoruz. Fakat bu yan silahların  gücü limitli.  Çevre iletişimi harika. Sürekli yerden alıp fırlatabileceğimiz nesnelerimiz
var. Bunlar kesik baş, kol, kazık ve düşmanların silahları olabiliyor. Sağlık yükseltmek için yine yerden yiyecek alabiliyoruz. Bunlar çevredeki fıçı, kutu gibi nesnelerin içinden de çıkabiliyor. Kamp ateşi, kazıklı barikatlar gibi platformlara düşmanlarımızı fırlatabiliyoruz. İki kere ileri  yaparak dash modu koşmaya sahibiz. Bu hem hazırlıksız yakalandığımız  atakları engelliyor hem daha kuvvetli vuruş yapmamızı sağlıyor. Bu özelliği aynı zamanda ZL tuşuna da atamış olmaları daha kolay hale getiriyor.  Gard ise A butonunda. Tuş kombinasyonları değişmiyor. Sadece gard için bunu bir problem olarak görüyorum. Daha tepede daha rahat edebilirdik. Çift zıplamaya sahibiz ve zıplayıp yere doğru vurduğumuzda daha çok hasar veren bir hareketimiz mevcut. Taunt (yakalama) ile düşmanı kucağımızda dövüp başka bir düşmanın üzerine atabiliyoruz. Y + B kombinasyonu ile özel gücümüzü kullanıyoruz. Bu bizim sağlığımızda eksilmeye sebep oluyor fakat başımız çok bunalırsa ortalığı  en azından sakinleştiriyor. Düşman sürüsüyle başedemeyecek duruma geldiğimizde
ise ZR tuşuna basarak sahip olduğumuz hak kadar kurtlarımızı çağırıyoruz ve ekranda ne var ne yok silip süpürüyorlar. 
+ Düşman atağa geçmeden önce üzerinde ünlem işareti beliriyor.  Daha hazırlıklı yakalanıyoruz. 

 

 

Oyun Story ve Arcade Mode ile başlıyor. Story modunda 3  hakkımız var ve her check point noktasından sınırsızca başlayabiliyoruz. 
Oyun bitse dahi geçtiğimiz aşamaları daha sonra oynamadan kaldığımız yerden devam edebiliyoruz.  Arcade Mode ise 3 hak ve 3 devam hakkından fazlasını tanımıyor. İkisinin de hikayesi farklı ilerliyor. Bu modlardaki başarıya göre 3. modumuz açılıyor.  Yan göre sayılmasa da belirli mektupları toplamak, bazı silahları elde etmek  için mücadele veriyoruz. Bu öylesine yapılmış bir seçenek değil. Oyunu tekrar tekrar oynamanız için gayet geçerli bir sebep oluyor. Kombometre ise oldukça düşük hızda çalışıyor. Yani uzun uzun kombolar yapmak için yeterli vaktimiz var.

Genel hatlarıyla tam bir Arcade oyunu olduğunu söyleyebilirim. Oynanış gerçekten harika. Grafikler ne kadar sevimli görünse de kan gövdeyi götürüyor. Oyunun en etkiliyici yönlerinden biri ise SLOW MOTION gösterileri.  Öyle güzel zamanlamalar yapılmış ki tam yerinde yavaşlama oluyor ve epik
sahneler yaşatıyor. Başımızın sıkıştığı 83 komboluk bir anda çok gaza getirici oluyor.   Müzikler ise harika! Seslendirmeyle beraber
tamamen ruhun buram buram koktuğu bir atmosfer yaratıyor. Oyunda  olumsuz bulduğum tek nokta ise karakterlerimizin hızı. 1 tık daha hızlı  mekaniklere sahip olsaydı oyun su gibi akabilirdi. Boss dövüşleri de haddinden fazla zor diyebilirim. Olsun bu kadar kusur görünmeyecek kadar az. Sonuç olarak son zamanlarda oynadığım en güzel ARCADE oyun diyebilirim. 2P ile muhteşem dakikalar yaşayabilirsiniz. Hele sizin kafanızda retro oyundan hoşlanan çocukluk arkadaşınız varsa salonlara tekrar döneceksiniz. 
Şiddetle tavsiye ediyorum! 

Puan : 9 / 10 

İnceleme kopyası için Fully Illustrated 'e teşekkürler. 

1 ay
Murat Toprak
İnceleme için teşekkürler. Süper görünüyor. Oynamak için sabırsızlanıyorum =)
1 kişi beğendi