İnceleme: Serial Cleaner

İnceleme: Serial Cleaner


Kimseye yakalanmadan bir şeyler yapmaya çalıştığımız oyunlarla bir türlü yıldızım barışmadı. Bütün mekanikleri bunun üzerinden giden oyunları geçtim, sıradan aksiyon, macera hatta yer yer RPG oyunlarında bile bu tarz bölümlere denk gelmek mümkün. İşte o bölümleri hep defalarca oynayan, oynarken de oyunun yapımcılarına saydıran kişiyim ben. Oyun karakterlerinin aşırı güçlü olmasına alıştığımdan sanırım, bu tarz bölümlerde veya oyunlarda geçirdiğim bir dakika genelde bana bir saat gibi geliyor, o nedenle de özellikle bol bol saklanmalı oyunlara bulaşmamaya çalışıyorum. Yine de Serial Cleaner konusu ve grafikleriyle ilgimi çekmeyi başardığından bir şans vermek istedim. İyi ki de vermişim.

Yıl 1972. Bob, annesiyle geçirdiği vakitlerin haricinde hayatını temizlik işleri yaparak sürdürmektedir. Bir gün gazetede, bir gün limanda, işverenleri nereye çağırırsa oraya gidip işini profesyonelce yapar. Fakat yaptığı sıradan temizlik işleri değildir. Bob, cinayet mahallinden cesetleri ve kanıtları temizlemekle görevlidir. Sadece bununla da bitmiyor, Bob aynı zamanda gerçekten de temizlik yapmak zorunda. Bunun için elektrikli süpürgesini kullanıp etraftaki kandan kurtulması gerekiyor.

Kamera açısı ve oyun mekaniklerini göz önünde bulundurursak oyun aslında daha çok puzzle oyunu gibi işliyor. Haritada bulunan polislerin görüş açısına girmemeniz veya ayak sesinizi duyurmamanız gerekli. Süpürgeyi çalıştırdığınızda doğal olarak daha çok ses çıkıyor ve polisler sizi biraz daha uzaktan duyabiliyor. Eğer biri sizi görür veya duyarsa yakalayana kadar kovalamaya başlıyor. İki seçeneğiniz var, ya en yakın yere saklanacaksınız ya da pes edip bölüme en başından başlayacaksınız. Gizlilik gerektiren diğer oyunların aksine peşinizdeki adamın gözü önünde bir dolaba girerseniz herhangi bir sorunla karşılaşmadan onu atlatabiliyorsunuz.

Görevinizi tamamlamak için bazen daha bölümün başında bir taktik kurmanız gerekebiliyor. Bunun için “cleaner sense” adındaki içgüdünüzden yararlanıp haritada ne kadar yeri değiştirilebilir obje, saklanacak yer, toplanacak ceset ve kanıt varsa hepsini görebiliyorsunuz. Ancak kurduğunuz strateji yakalandığınızda çöpe gidiyor, çünkü bölüm her yeniden başladığında bütün cesetlerin ve kanıtların yeri değişiyor. Bu durum oyunun zorluğuna katkı sunmak dışında oynanabilirliğini de büyük ölçüde arttırıyor. İşin kötü yanı cleaner sense açıkken oyunun durmaması. Yani ne nerede diye bakarken polislere yem olabilirsiniz, aman dikkat. Görevinizin haricinde bir de bölüm içinde bulmanız gereken gizli eşyalar var. Bunlar size filmlerden esinlenilmiş bölümler ve Bob için yeni kıyafetler verebiliyor.

Her bölümden sonra evinize dönüp annenizle vakit geçiriyor ve sonraki işi almak için telefona cevap veriyorsunuz. Evinizdeyken radyo, televizyon ve kapının önündeki gazete ile de etkileşime geçip etrafınızda olan biteni öğrenebiliyorsunuz. Buradaki diyaloglar oyunun hikayesini oluşturuyor, o yüzden bence dikkatli takip etmenizde fayda var. Spoiler vermemek için fazla detaya girmek istemiyorum fakat oyunun hikayesi bölümler ilerledikçe de bir miktar derinleşiyor.

Oyun basit grafiklerine rağmen 70ler stilini yakalamayı iyi başarmış. Görsellerdeki tek problem konuşma pencereleri. Eğer bir konuşma penceresi karanlık veya gölgelendirilmiş bir yere denk gelirse aynı gölge konuşma penceresini de kaplıyor, bu durumda diyaloğu okumak oldukça güçleşebiliyor. Oyundaki müzikler de aynı şekilde 70ler atmosferine uygun.

Serial Cleaner, espri anlayışıyla, grafikleri ve müzikleriyle puzzle türünü sevenlere yeni bir tecrübe sunmayı başarıyor. Switch’de alternatif oyunlar arıyorsanız mutlaka bir göz atın derim.

8/10

İnceleme kopyası için iFun4All’a teşekkürler!